Forum Ana Sayfası » Dini Hikayeler » MECNUN, LEYLA İLE SOHBETTE
|
|
MECNUN, LEYLA İLE SOHBETTE (gösterim sayısı: 764)
|
| Yazan |
Konu içeriği |
|
radrest
[isimsiz]
Kurucu
Kayıt Tarihi: 27.10.2010
İleti Sayısı: 1.398
Şehir:
Durum: Forumda Değil
E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder
34 kere teşekkür etti.
72 kere teşekkür edildi.
|
Konu Tarihi: 03.01.2011- 23:38
MECNUN, LEYLA İLE SOHBETTE
Mecnun bir gün fırsat buldu, Leyla ile oturmaya muvaffak oldu. Leyla, onu sınamak için bir dilekte bulundu:
- Ey âşık! Neyin varsa getir.
- A ay yüzlü, dedi Mecnun, aşkınla ne suyum kaldı, ne kuyum. Ne ciğerimde azıcık kan, ne gözümde bir nebze yaş. Aklımı yağma ettin, uykumu çaldın. Artık bir canım var, emreyle onu vereyim.
- Ben onu senden ne vakit istesem alırım, başka neyin var, sen ondan bahset.
Mecnun o vakit arandı, yakasında sakladığı bir iğnesi vardı, onu çıkarıp sevgiliye sundu.
- İşte varlık aleminde sahip olduğum tek şey bu iğnedir. Bunu da neden taşıyorum bilmek istersen, çölde, ovada seni izlerken çok düşüyorum, kendimden geçiyorum; oralarda ayağıma, bedenime dikenler batıyor; bu iğneyle o dikenleri çıkarıyorum.
- İşte bunu istiyordum ben senden. Eğer aşkında gerçek isen bu iğne nasıl layık oluyor sana? Dikeni çıkarırsan buna vefa mı derler?!..

|
|
|
|
Cvp:
|
| Yazan |
Cevap içeriği |
|

radrest
[isimsiz]
Kurucu
Kayıt Tarihi: 27.10.2010
İleti Sayısı: 1.398
Şehir:
Durum: Forumda Değil
E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder
72 kere teşekkür edildi.
34 kere teşekkür etti.
|
Cevap Tarihi: 03.01.2011- 23:41
Mecnun, Necd çöllerine düşüp, Leylâ'nın aşkından yanıp yakılmaktadır. Gel zaman, git zaman, Leylâ'dan Mevlâ'ya bir yol açılmış ve Mecnun Leylâ adını anmaz olmuştur. Leylâ ise, Kays tarafından artık adının anılmaz oluşuna pek içerlemiş, öfkelenmiş:
Demiş etdimse feryadı ferâmûş
Gerekmez bana artık gûş u mengûş
Perişan olmanı edip tahayyül
Seninçin şânelenmişdir bu kâkül
Bu suretler seninçin rû-nümandır
Nazar âyîneye sanma sanadır
Hemân yan ağla Mevlâ'yı seversen
Koma feryadı Leylâ'yı seversen
Ardından Leylâ şöyle haykırmış:
-Ey koca âşık! Eğer sen feryadı unuttuysan, bana artık kulak gerekmez. Sen perişan olsan da benim için feryadı bırakma, eski hale devam et!
Âşık olunan da âşık olan kadar acı ve eleme talip sayılır. Aşk odu önce maşuka sonra âşıka düşermiş. Yeter ki âşık, aşkında ısrar etsin...

|
|
|
|
Cvp:
|
| Yazan |
Cevap içeriği |
|

radrest
[isimsiz]
Kurucu
Kayıt Tarihi: 27.10.2010
İleti Sayısı: 1.398
Şehir:
Durum: Forumda Değil
E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder
72 kere teşekkür edildi.
34 kere teşekkür etti.
|
Cevap Tarihi: 03.01.2011- 23:43
Günlerden birinde Mecnun'a rastlayan bir gönül ehli, onun halini bilen bir yolcu, bütün içtenliğiyle sordu:- Leyla hakkında ne biliyorsun? Bana Leyla'dan haber ver!Mecnun, o anda baş aşağı yıkıldı, yola serilip kaldı. Sonra inler gibi mırıldandı:
- Bir kere daha Leyla de! Eğer Leyla'yı bilmek istiyorsan bir kere daha Leyla de. Yoksa benden bir şeyler sorup durman beyhude. Madem Leyla diyorsun, soruna cevap olarak Leyla adı kafi değil mi? Ne kadar mânâ incisi delinse, yine de Leyla adı kadar değerli değildir. Leyla'nın adını andın mı, cihan içinde cihanlarca sır söyledin demektir. Leyla adı hatırımda dururken başka bir adı bir an bile ansam küfürdür bu.
Bunu duyan o gönül ehli, daha sonraki zamanlarda şu şiiri okuyup durdu:
Mecnun ki "La ilahe illa!" der idi
Teklif-i visal eyleseler la der idi
Şol mertebe meftun idi Leyla'sına kim
Mevla diyecek mahalde Leyla der idi

|
|
|
|
Cvp:
|
| Yazan |
Cevap içeriği |
|

radrest
[isimsiz]
Kurucu
Kayıt Tarihi: 27.10.2010
İleti Sayısı: 1.398
Şehir:
Durum: Forumda Değil
E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder
72 kere teşekkür edildi.
34 kere teşekkür etti.
|
Cevap Tarihi: 03.01.2011- 23:45
Mecnun ne vakit Leyla'nın izine rastlasa dayanamaz, koşmaya başlardı. Yüzünün rengi safrana döner bedenindeki tüyler baştan ayağa diken kesilirdi. Vücudunu bir titreme kaplardı. Birisi ona dedi ki;
Leyla yokken senden yiğidi yok şu alemde. Sahralardaki aslanlardan da dağlardaki vahşilerden de korkmuyorsun. Ama Leyla'nın adı anıldı mı söğüt gibi titremeye başlıyorsun.
Dertli Mecnun boynunu büktü,
- Bakın görün işte, aslanlardan korkmayan kişi aşk aslanının karşısında nasıl sinmiş, dize gelmiş, bekliyor. Aşkın kuvvetidir bu, âşıklar da onun ayakları altına düşmüş karıncalar.

|
|
|
|
Mecnun'un Yaşı
|
| Yazan |
Cevap içeriği |
|

radrest
[isimsiz]
Kurucu
Kayıt Tarihi: 27.10.2010
İleti Sayısı: 1.398
Şehir:
Durum: Forumda Değil
E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder
72 kere teşekkür edildi.
34 kere teşekkür etti.
|
Cevap Tarihi: 03.01.2011- 23:47
Bir gün adamın biri Mecnun'a, yaşını sorunca, 'Bin kırk!' cevabını almış, şaşırarak,
'Oğul…' demişti. 'Ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu? '
Aşk derdiyle sarhoş olan Mecnun,
'Kulaklarım, Leyla'nın sesinden başka bir şey duymuyor!' dedi.
Adamcağız,
'Yahu…' dedi. 'Sen sandığımızdan da deli imişsin, bu halin nedir, yoksa bütün bütün çıldırdın mı?'
Mecnun,
'Dinle!' dedi ve gözlerini çölün derinliklerinde belirsiz bir yere çevirdi, 'Hayli zaman oldu, Leyla'yı görmüştüm kısacık bir an. Bin yıllık ömre bedeldi benim için o an. Sonsuzluk gibi bir zamandı. Sevgilinin çehresini gördüğüm o ana kadar kırk sene yaşamıştım. Kendimdeydim. Ömrümün akçesi elimde değildi, yoksuldum. Ama o an… İşte o Leyla'nın göründüğü an yok mu…Uyandım ve bin kırk senedir yaşamakta olduğumu fark ettim.'

|
|
|
|
|
|
Forum Ana Sayfası » Dini Hikayeler » MECNUN, LEYLA İLE SOHBETTE
Forum Ana Sayfası
|
|